ABD ve İsrail, İran savaşında aynı çizgide mi?

Kaynak, Jim WATSON/AFP/Getty Images
- Yazan, Paul Adams
- Unvan, Diplomasi Muhabiri
- Okuma süresi 4 dk
ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü İran ve Katar'ın ortak kullandığı büyük bir doğalgaz sahasına düzenlenen saldırıların ardından, sert ifadelerle dolu bir açıklama yaptı. Bu açıklama, ABD-İsrail koordinasyonu hakkında tartışmalara yol açtı.
İsrail, dünyanın en büyük doğal gaz sahasının bir parçası olan İran'ın Güney Pars sahasını vurdu; Tahran ise Katar'daki bir enerji tesisine saldırarak misilleme yaptı. Saldırılar enerji fiyatlarında ani bir artışa yol açtı ve Trump'ın öfkesini körükledi.
Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformunda İran'ı bir kez daha tehdit etti ve İsrail'in saldırı planlarından haberi olmadığını söyledi.
Peki, ABD başkanının kullandığı dil bize savaşın gidişatı ve ABD ile İsrail'in strateji ve hedefler konusunda aynı çizgide olup olmadıkları konusunda ne anlatıyor?
ABD'nin saldırıyla ilgili 'hiçbir bilgisi yoktu'
ABD Başkanı, ülkesinin "bu saldırı hakkında hiçbir şey bilmediğini" söyledi.
Bu durum, saldırının ardından İsrail'de yayınlanan birçok gazete haberiyle çelişiyor.
Merkez sol eğilimli Yedioth Ahronoth gazetesi, saldırının "önceden ABD ile koordine edildiğini ve Başbakan Netanyahu ile ABD Başkanı Trump tarafından kararlaştırıldığını" bildirdi.
Sağcı gazete Israel Hayom daha da ileri giderek, "Başkan Trump hafta sonu üç Körfez ülkesinin liderleriyle [İran'ın kıyı kenti] Asaluyeh'e yönelik beklenen İsrail saldırısını görüştü" diyor.
Trump'ın iddialarında sıklıkla olduğu gibi, gerçeğin ne olduğunu anlamak kolay değil.
İsrail'in saldırısını tanımlamak için kullandığı kelimeler de oldukça anlamlı. Açıklamada Trump, İsrail'in "öfkeyle" ve "şiddetle" gaz sahasına saldırdığını söylüyor. Bu tür bir dil, genelde İran'ın misillemelerini tanımlamak için kullanılır; yakın bir müttefikin planlanmış bir askeri operasyonu için değil.
Trump, İsrail'in mantıksızca davrandığını mı ima ediyor?
İsrail doğalgaz sahasına 'artık saldırmayacak'
ABD Başkanı Trump'ın büyük harf kullanımı ünlüdür, ancak bu uzun gönderide sadece bir kez tamamen büyük harf kullandı.
"İsrail, bu son derece önemli ve değerli Güney Pars Sahası'na ilişkin artık hiçbir saldırı düzenlemeyecek," diye yazıyor Trump ve ekliyor: "Tabii İran, akılsızca bir şekilde, Katar gibi masum bir ülkeye saldırmaya karar vermedikçe."
Kontrolün kendisinde olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyan bir başkan için, bu durum daha önce verilmiş bir taahhüdün yansıması mıydı, yoksa Netanyahu'ya yönelik bir uyarı mıydı?
Trump'ın Truth Social'daki bilinç akışı tarzındaki paylaşımlarında sıklıkla olduğu gibi, bunu anlamak kolay değil.
Ancak bu durum, savaşın başlarında İsrail'in İran'daki petrol depolarına düzenlediği saldırılar nedeniyle Trump'ın öfkelendiğine dair haberlerin yankılarını taşıyor.
Peki, İsrail ile ABD'nin savaş hedefleri birbirinden uzaklaşıyor mu?
Trump'ın gece geç saatlerde paylaştığı tek bir gönderiye fazla anlam yüklemek muhtemelen hata olur.
İsrailli yetkililer, ara sıra istemeden bazı uyuşmazlıklara işaret etseler de iki ülkenin tam bir uyum içinde olduğunu vurgulamaya özen gösteriyorlar.
"İran'daki İslam rejimi, İslam Devrim Muhafızları ve bunların balistik ve nükleer programlarıyla ilgili hedeflerimizin çoğunda ya da tamamında büyük ölçüde aynı görüşteyiz" dedi Londra'daki İsrail Büyükelçiliği sözcüsü Alex Gandler.
"Aynı şeyi istiyoruz."
Ancak iki müttefik pek çok konuda açıkça aynı görüşte olsa da, İran'da rejim değişikliği görülmesi konusundaki isteğinde İsrail çok daha ısrarcı bir tutum sergiliyor.
Bu sabah İsrail basınında alıntılanan yetkililer, Güney Pars saldırısını rejimin otoritesini sarsmaya yönelik süregelen çabaların bir parçası olarak nitelendirdiler.
Bir yetkili, Yedioth Ahronoth gazetesi muhabiri Yossi Yehoshua'ya, "Vatandaşlara gaz tedariki kesiliyor ve bu durum ayaklanmayı daha da yakınlaştıracak" dedi.
Başbakan Netanyahu, kendisinin ve pek çok İsraillinin Yahudi devletini yok etmeye niyetli olarak gördüğü İslamcı rejimi devirme konusundaki arzusunu hiç gizlemedi.
ABD, askeri çabalarının büyük bir kısmını İran'ın füze ve insansız hava aracı kapasitesini zayıflatmaya, donanmasını batırmaya yoğunlaştırırken, İsrail ise İran'ın liderlerini suikast yoluyla ortadan kaldırmak ve devletin kontrolündeki unsurları, özellikle de bu yılın başlarında protestolara yönelik şiddetli baskının büyük bir kısmından sorumlu olan birliklerini hedef almak için uğraşıyor.
İran, saldırıyla ilgili gerçekleri 'bilmiyordu'
ABD Başkanı Trump, yaptığı paylaşımda Katar'ın saldırılara karışmadığını ve bu saldırılardan önceden haberi olmadığını vurguluyor.
Ancak "maalesef", diyor, "İran bunu bilmiyordu" ve "haksız ve adaletsiz" bir şekilde misillemede bulundu.
Trump, İran'ın misilleme yaparken olayın tam boyutunu bilmediğini, Tahran'ın yanlışlıkla Katar'ın da işin içinde olduğunu düşünmüş olabileceğini ima ediyor gibi görünüyor.
İran'ın gaz sahasını 'büyük çapta havaya uçurma' tehdidi
Truth Social'daki paylaşımın bazı kısımları tipik Trump tarzı: İstediğini elde etmek için eşi görülmemiş düzeyde şiddet kullanma tehditleri.
İran'ın Katar'ın LNG [sıvılaştırılmış doğal gaz] tesislerine yeniden saldırması halinde, ABD'nin "İsrail'in yardımı veya onayı olsun ya da olmasın, İran'ın daha önce hiç görmediği veya tanık olmadığı bir güç ve şiddetle Güney Pars Doğalgaz Sahası'nın tamamını havaya uçuracağını" uyarıyor.
Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth bu tür abartılı söylemleri seviyor. Kendini "barış başkanı" olarak tanımlayan Donald Trump, bu tür bir retoriği sık sık kullanıyor.
Ve şüphesiz ki Washington, İran'a şimdiye kadar verdiği zarardan çok daha fazlasını verebilir.
İsrail'in bu eyleme zorunlu rıza göstereceğine dair atıf, İsrail için rahatsız edici.
Bu, Netanyahu'ya gelecekte daha sıkı istişare yapması yönünde bir uyarı olabilir.
Donald Trump'ın MAGA hareketinin [Make America Great Again] bazı kesimleri, bu savaşta ipleri elinde tutanın Amerika değil İsrail olduğuna zaten ikna olmuş durumda.
Ancak petrol ve doğalgaz fiyatlarının, kısmen İsrail ile İran arasında son dönemde yaşanan karşılıklı saldırılar nedeniyle yeniden yükselmeye başlaması ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının güvenliğini sağlama çabalarında kayda değer bir ilerleme belirtisi görülmemesi nedeniyle Trump sabırsızlanıyor gibi görünüyor.
Bu savaş, yönetimin öngörmediği gibi, ona sürekli beklenmedik sürprizler çıkarmaya devam ediyor.
İsrail'de hâlâ çok yüksek seviyelerde seyreden savaşa destek, ABD'de ise %50'nin altında. Bu çatışma, Netanyahu'nun başbakanlık koltuğunu bir dönem daha korumasına yardımcı olabilirken, Trump'ın Cumhuriyetçi Partisi'ne Kasım ayındaki ara seçimlerde oy kaybettirebilir.
İsrail ve ABD yakın askeri müttefikler, ancak bu, birlikte savaştıkları ilk vaka.
İkisi birlikte, üç haftadan biraz kısa bir sürede oldukça etkili hamleler yaptı.
Ancak her geçen gün, savaşın Trump'ın düşündüğünden daha karmaşık olduğu ortaya çıkıyor.











