U krayna savaşı: Rusların ilhak ettiği Zaporijya'dan kaçanlar ve kalanlar
J ames Waterhouse | B BC News, Zaporijya

Z aporijya kentinin otoparkına her gün polis eşliğinde konvoylarla insan geliyor.
Bu insanlar, U krayna'nın güneyinde Rusya'nın işgali altındaki topraklardan tehlikeler atlata atlata sonunda bölgenin yönetim merkezi olan ve tamamen Ukrayna'nın denetimindeki Zoporijya'ya ulaşıyor.
N e var ki burası da Rusya'nın, referandum adını verdiği ama Ukrayna ve Batı'nın tam bir göz boyama olarak nitelediği beş günlük bir oylamadan sonra, resmen ilhak ettiğini açıkladığı dört bölgeden biri.
P olise belgelerini uzatanlardan biri Anton Osenev, Rusların, yaşadığı Melitopol'de kendisini iki kez kendi ülkesine karşı silah altına almaya çalıştığını söylüyor.
" Birinci denemelerinde evde yoktuk. İkincide bir süre evimizde kaldılar" diyen Osenev, hamile eşi orada olmasa kendisini alıp götürmüş olacaklarını düşünüyor:
" Hâlâ neler olduğunu anlayamıyorum. Bir kendimize gelmemiz lazım."
R usya'nın ilan ettiği ilhak kararı buradaki insanlar için bir şey ifade etmiyor. Ama Rusların işgal ettikleri yerleri korumak için yerel halkı savaşmaya zorlamasından ya da daha öldürücü silahlar kullanmasından korkuyorlar.
R usya'nın istediği de bu; gelecek hakkında belirsizlik yaratmak.

Z aporijya kentinden güneye cephe hattına doğru gittikçe yollar boşalıyor.
Y ol kenarlarında az sayıda insan yürüyor. Arada bir, bir otomobil ya da askeri araç süratle geçiyor. Burası fazla oyalanılacak bir yer değil.
Y olda trafik değilse de kontrol noktalarının sayısı giderek artıyor. Ukrayna güçleri bu noktalardan geçenleri denetliyor ve kimlerin Rus işgali altındaki bölgelerden geldiğini tespit etmeye çalışıyor.
Ukrayna ordusunun bize verdiği eskortla kontrol noktasını geçince, dümdüz bir yola çıktık.
Y arım saat sonra küçük bir köy olan Komişuvaka'ya vardık.
G eniş ve dümdüz uzanan yolun etrafını saran hasarlı birkaç ev. Camların çoğu suntayla kapatılmış. Bu sonbahar öğleden sonrasında hemen hemen hiçbir ses duyulmuyor.
E ğer bir 17 kilometre daha gitseydik ilk Rus kontrol noktasına gelecektik.
B ölgenin merkezi tam olarak Ukrayna kontrolünde ama Zaporijya bölgesinin büyük kısmı Rusların denetimi altında.
İ lhak açıklaması ise buradaki varlıklarını sürekli hissettirmeye yönelik çabalarının bir devamı.
K omişuvaka köyünde rastladığımız insanlar açısından her şey çok acımasız.
L iyubov Smirnova adındaki kadın göz yaşları içinde bizi, bir zamanlar evinin bulunduğu yanmış harabeye götürüyor.
M ayıs ayında bir füze isabet etmiş. Smirnova ancak son günlerde dönmeye cesaret edebilmiş:
" Putin'in izlediği politika hepimizi mahvedecek. Halkımıza karşı bir soykırım bu. Sürekli baskı altındayız. Kelimelerle anlatılır gibi değil. Komişuvaka her gün ateş altında."

İ nsanlar genellikle gün ortasında açılan ateşten korunmak için dışarı çıkmadıklarını anlatıyor. Şu anda ise köyde sadece kuş sesleri ve tek tük köpek havlaması duyuluyor.
B irden, geride kalanların çoğunun kadın olduğunu fark ediyorsunuz. Komişuvakalı erkeklerin çoğu savaşmaya gitmiş ya da başka yerlere göçmüş.
B iraz ileride bir binanın önünde karşılaştığım üç kadın, 70 yıldır bu evde yaşıyor.
" Kış geliyor ve evde tek bir sağlam pencere yok" diyorlar; "Barut fıçısı üzerinde oturuyor gibiyiz."
Y aşadıkları bölgenin yarısını Rusların ilhak etmesini nasıl karşıladıklarını sordum:
" Bağımsız ve özgür bir Ukrayna var olmak zorunda. Biz kimseye saldırmadık, kimsenin canını yakmadık, kimseden bir şey istemedik. Sadece eskisi gibi yaşamaya devam etmek istiyoruz"
B oş anaokulunun yangın çıkışının arkasında bir faaliyet var. İçerde üç kadın patates yıkamakla ve krep yapmakla uğraşıyor.
Y emekleri kim için pişirdiklerini bilmiyorlar. Ukrayna ordusunun talimatıyla pişiriyorlar.

B üyük bir tenceredeki yemeği karıştıran Anjela'ya köyünün Ruslar tarafından ilan edilen yeni "sınır"a bu kadar yakın olması konusunda ne düşündüğünü sordum.
" Biz bunu istemiyoruz. Biz eskiden nasıl yaşıyorsak ona dönmek istiyoruz. Her şey iyiydi. Her şey yolundaydı."
Y emeği daha hızlı karıştırıyor:
" Biz böyle büyüdük. Çocuklarımız da bu şekilde büyüdü. Torunlarımız da."











