You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Türkiye - İspanya'nın 'sessiz' yakınlaşmasının arka planında ne var?
- Yazan, Merve Kara-Kaşka
- Unvan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Okuma süresi 5 dk
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in önce Gazze ardından İran savaşıyla ilgili tavrı ve açıklamaları ülkeyi Türkiye kamuoyunda sıkça anılır duruma getirdi.
Türkiye'de sosyal medyada ve televizyonlarda, İspanya ile dayanışma mesajları yayımlanırken, İspanyol yayıncılar da bu desteği haberleştirdi.
İki ülke ilişkilerini yakından takip eden uzmanlar, bu durumun İspanya ve Türkiye arasında yıllardır devam eden sessiz yakınlaşmanın sonucu olduğunu söylüyor.
Bunda iki ülkenin NATO'nun güney kanadındaki ortak çıkarları ve son yıllarda yakından hissedilen bölgesel krizlerin etkili olduğu belirtiliyor.
Peki bu yakınlaşma hangi alanlarda daha çok hissediliyor ve Türkiye'nin AB ilişkileri açısından ne anlama geliyor?
Türkiye'de en uzun süre Patriot konuşlandıran ülke
İspanya, Türkiye'nin Avrupa Birliği ve NATO üyeleri arasında ilişkilerini en sorunsuz yürüttüğü ülkelerden biri olarak görülüyor.
İspanya'nın 10 yıldan uzun süredir NATO şemsiyesi altında İncirlik'te Patriot hava savunma sistemi bulunuyor. Bugüne kadar binlerce İspanyol askeri üste görev yaptı.
İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (IstanPol) Dış Politika Programı Koordinatörü Riccardo Gasco, Patriot konuşlandırmasının, Madrid'in "Türkiye'yi bir ön cephe müttefiki olarak gördüğünün göstergesi" olduğunu söylüyor.
Granada Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Profesörü Alberto Bueno da bu görüşe katılıyor.
Bueno ilişkilerin İspanya'nın 2004-2011 dönemindeki eski başbakanı José Luis Rodríguez Zapatero dönemi de dahil olmak üzere 2000'li yılların başlarına uzandığını söylüyor.
Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği destekle hatırlanan Zapatero, Türkiye'de popüler bir siyasetçi olageldi.
Bueno, savunma‑stratejik düzeyde ise İspanya'nın, Patriot konuşlandırmasıyla Türkiye ile ikili savunma bağlarını güçlendirdiğini ve sanayi alanında yeni kapılar açtığını söylüyor.
"Askeri‑operasyonel düzeyde ise konuşlandırma, İspanya'nın tecrübe kazanmasına, kabiliyetlerini keskinleştirmesine ve doktrinel açıdan fayda sağlamasına imkan tanıdı; bu da görevi sembolizmin ötesinde değerli hale getirdi" diye ekliyor.
Barcelona Uluslararası İlişkiler Merkezi'nde Araştırmacı Samuele Abrami ise Patriot'ların NATO görevi kapsamında konuşlandırılmasının her iki ülke açısından karşılıklı güven anlamına geldiğini ancak buna "gereğinden fazla anlam yüklenmemesi" gerektiğini söylüyor.
Ankara'nın İspanya'ya bakışı ile ilgili, "Bu sürdürülebilir operasyonel taahhüt, zamanla iki ordu arasında iş birliği alışkanlıkları, karşılıklı işlerlik ve güven yarattı. Ankara nezdinde İspanya, Türkiye'nin güvenliği için gerçek bedeller üstlenmeye hazır bir müttefik olarak görülüyor" yorumunda bulunuyor.
'Sürtüşmesiz ilişki'
Uzmanlara göre iki ülke geçmişten bu yana neredeyse sorunsuz bir ilişki sürdürüyor.
Peki bu nasıl mümkün oldu?
Samuele Abrami, İspanya'nın geçmişten bugüne Türkiye ile herhangi bir toprak anlaşmazlığı olmadığını, Doğu Akdeniz'de rakip olarak konumlanmadıklarını ve "Türkiye dosyası"nın İspanya iç siyasetinde "kayda değer biçimde politize edilmediğini" söylüyor.
"Fransa, Almanya ya da Yunanistan'ın aksine Madrid, Ankara'yı bir rakip ya da veto oyuncusu olarak görmüyor. Diaspora ile bağlantılı meseleler ve Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin tartışmalar, Almanya ya da Fransa gibi diğer ülkelerde tarihsel olarak daha güçlü ve belirginken, İspanya'da daha sınırlı kaldı" diye ekliyor.
IstanPol'dan Riccardo Gasco da, İspanya'nın bu konumunun Madrid'e, "Türkiye politikası konusunda daha bağımsız ve esnek karar alma alanı" sağladığını söylüyor.
'Yeni bir aşama'
Uzmanlar iki ülke arasında uzunca bir süredir devam eden sessiz yakınlaşmada son dönemde "yeni bir aşamaya" gelindiği konusunda hemfikir görünüyor.
Ukrayna'dan İran'a yaşanan bölgesel çatışmalar ve Avrupa ülkelerinin güvenlik mimarisindeki değişimin de bunda etkili olduğu düşünülüyor.
İstanPol'dan Riccardo Gasco'ya göre Türkiye'nin son yıllarda art arda yaşanan Ukrayna ve Ortadoğu'daki krizler nedeniyle Avrupa ve NATO nezdindeki stratejik önemi belirgin biçimde arttı.
Gasco, bunların sonucunda Türkiye ile ilişkilerde "yeniden bir iyimserliğin" hakim olduğunu söylüyor.
Ancak bunun "acil bir ihtiyaçtan kaynaklanan", "savunma sektörüyle sınırlı" bir iyimserlik olduğunu savunuyor.
Türkiye'nin önde gelen savunma şirketlerinden Baykar'ın, İtalyan savunma ve havacılık devi Leonardo ile ortaklık anlaşması 2025 başında duyuruldu.
İspanya ile Türkiye'nin ilk milli jet eğitim ve hafif taarruz uçağı olarak tanıtılan Hürjet'in satışı konusunda geçen yıl sonunda 2,6 milyar euro'luk anlaşma imzalandı.
Gasco, bunları "birkaç yıl önce hayal edilmesi zor gelişmeler" olarak tanımlıyor.
Samuele Carlo Abrami ise son dönemde ABD'nin NATO'ya bağlılığının belirsizleşmesini işaret etti ve bunun "İspanya ve Türkiye gibi orta ölçekli güçleri pragmatik ortaklıklarını pekiştirmeye" yönelttiğini söyledi.
Abrami'ye göre SAFE, Avrupa Savunma Fonu ve PESCO gibi programlar Avrupa savunmasını dönüştürürken, teslimat hızı, maliyet ve endüstriyel kapasite alanlarındaki yapısal açıkları da ortaya koyuyor.
İspanya, sıkı bütçe ve siyasi kısıtlar altında, savunma sanayisini büyütmeyi ve kabiliyetlerini zamanında geliştirmeyi amaçlıyor.
Bu bağlamda Türkiye'nin, Hürjet ve Kaan gibi projelerle tasarımdan üretime Avrupa projelerine kıyasla "daha hızlı ilerleyebilme kapasitesini ortaya koyan önemli bir ortak" olarak öne çıktığını söylüyor.
Abrami'ye göre Ortadoğu kaynaklı füze tehditleri gibi gelişmelerin yanı sıra Gazze gibi konularda iki ülkenin ortak tutumları, birçok başlıkta benzer görüşlere sahip olunduğu algısını güçlendirdi.
Buna karşın Abrami, "demokrasi ve insan haklarıyla ilgili meselelerde iki hükümet farklı yaklaşımlar benimsediği için, 360 derecelik bir siyasi yakınlıktan söz edilemez" diye ekliyor.
İspanya Başbakan Sanchez, 23 Mayıs 2025'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı İstanbul'da ziyaret etmişti.
Bundan bir gün sonra ise katıldığı Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı'nda 'Free İmamoğlu' (İmamoğlu'na özgürlük) yazılı dövizi salondaki diğer katılımcılarla birlikte kaldırarak poz vermişti.
Başbakan Pedro Sanchez, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'nin lideri olarak 2018'dan bu yana ülkeyi yönetiyor.
'AB, Türkiye'yi daha kurumsallaşmış bir şekilde entegre edebilir'
Türkiye'nin İspanya ile ilişki kurma biçiminin Avrupa Birliği (AB) için de bir model olup olmayacağı sorusuna Samuele Abrami, bunun "kolaylıkla kopyalanamacağını" söyleyerek yanıt veriyor.
Ancak İspanya'nın yaklaşımının "AB'de siyasi bütünleşmenin tıkandığı dönemlerde bile Türkiye ile anlamlı savunma işbirliğinin ilerleyebileceğini" gösterdiğini söylüyor.
"Güvenlik işbirliğini katılım siyasetinden ayırarak Madrid, Türkiye'nin AB-NATO ekseninde işlevsel bir güvenlik aktörü olarak normalleşmesine katkı sağladı" diye ekliyor.
Bunun "Avrupa devletlerini stratejik kopuşa yönelmek yerine Ankara ile seçici ve çıkara dayalı bir angajman izlemeye" teşvik edebileceğini savunuyor.
Riccardo Gasco ise Avrupa'nın Türkiye'yi "daha kurumsallaşmış bir şekilde birliğe entegre etmesi için bir fırsat penceresi bulunduğunu" düşündüğünü söylüyor.
"Eğer AB'nin karar alma süreci farklı işleseydi, Türkiye üzerinde etkisini kullanmak için daha fazla araç yaratılabilirdi" diyor.
AB ile üretilen savunma projelerinin daha sıkı ihracat koşullarına tabi olmasının, bu araçların tartışmalı kullanımlarını engelleyebilmesi örneğini veriyor.
Abrami ise, Türkiye AB üyesi olmamasının, güvenlik ve ekonomi alanlarında AB'ye katkısını kurumsallaştırmanın başka yollarının bulunmasını engellemediğini vurguluyor.