İran savaşı Kıbrıs'taki askeri dengeyi nasıl etkileyebilir?

Kaynak, Ali Ruhluel/Anadolu/Getty Images
- Yazan, Hilken Doğaç Boran
- Unvan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, İstanbul
- Yazan, Harry Atteshlis
- Unvan, BBC Dünya Servisi
- Bildirdiği yer, London
- Okuma süresi 6 dk
İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının ardından Kıbrıs'taki İngiliz üssünün insansız hava araçları (İHA) ile hedef alınması adada yeni bir dönemin habercisi olabilir.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nden yapılan açıklamalarda 1 Mart'ta adanın güneyindeki Akrotiri hava üssünü hedef alan İHA'nın Tahran'ın desteklediği Lübnan Hizbullahı tarafından fırlatılmış olabileceği belirtildi.
İran, Kıbrıs'ı hedef aldığı iddialarını reddetti. Geçmişte Kıbrıs'ı tehdit eden Hizbullah da saldırıyı üstlenmedi.
Saldırının ardından Yunanistan, İngiltere, Fransa, İspanya ve Hollanda gibi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, birliğin dönem başkanlığını sürdüren Kıbrıs'ı korumak için askeri sevkiyat yapacaklarını duyurdu.
Türkiye de benzer biçimde Kıbrıs'ın kuzeyine F-16 savaş uçakları ve hava savunma sistemleri konuşlandırdı.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 9 Mart'ta Kıbrıs'ı ziyaret etti ve destek mesajı verdi.
BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlar, adadaki askeri hareketliliğin "donmuş ihtilaf" olarak adlandırılan Kıbrıs sorununda yeni gelişmelere yol açabileceğini söylüyor.
Uzmanlar ayrıca tarafların bu hamleler sırasında bölgesel gerilimi tırmandırmamaya özen gösterdiğini vurguluyor ve Doğu Akdeniz için "felaket tellallığı" yapılmasına karşı uyarıyor.
Kıbrıs'ta hangi ülkelerin askeri var?
Kıbrıs, yeryüzünde silahlanmanın en yüksek olduğu bölgeler arasında sayılıyor.
Yaklaşık 10 bin kilometrekare yüz ölçümüne sahip adada aralarında Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin de olduğu altı askeri güç yer alıyor.
Adanın kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı yaklaşık 40 bin askerin görev yaptığı belirtiliyor.
Kıbrıslı Türklerden oluşan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı da bu bünyede görev alıyor.
Dünya Bankası'nın 2020 verilerine göre adanın uluslararası kabul gören hükümeti olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin silahlı kuvvetlerinde ise 13 bin aktif personel görev alıyor.
Resmi kaynaklara göre Yunanistan'ın adada 950 askeri bulunuyor.

Kaynak, Ali Ruhluel/Anadolu Ajansı/Getty Images
Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında ayrıca İngiltere'ye ait iki egemen üs bölgesi var.
Bu bölgelerdeki en önemli tesisler Akrotiri ve Dhekelia askeri üsleri. Resmi verilere göre Kıbrıs'taki üs bölgelerinde askeri personel ve yakınları olmak üzere toplam 3.800 İngiliz yaşıyor.
1 Mart'taki İHA saldırısının ardından Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, bu üslerin durumunun İngiliz hükümetiyle görüşülmesi gerektiğini söyledi.

Kaynak, Alexis Mitas/Getty Images
Adada ayrıca çatışmayı önlemek adına bir BM Barış Gücü'de bulunuyor. İki kesim arasındaki tampon bölgeden sorumlu barış gücünde yaklaşık bin asker bulunuyor.
İngiltere ve Yunanistan ile adadaki üç garantör devletten biri olan Türkiye, 1974'te Türklerin güvenliğinden sorumlu olduğunu söyleyerek Kıbrıs'a asker gönderdi.
Türkiye'nin "Barış Harekâtı" adını verdiği müdahale uluslararası toplum tarafından "işgal" olarak tanımlanıyor.
Doğu Akdeniz'e sevkiyatlar hakkında neler biliniyor?
1 Mart saldırısının ardından Kıbrıs'a ve çevresine birçok ülkeden askeri sevkiyat gerçekleşti.
Kıbrıs ile "Ortak Savunma Doktrini" bulunan Yunanistan, adayı olası saldırılara karşı korumak için iki fırkateyn ve dört F-16 savaş uçağı gönderdiğini açıkladı.
Türkiye de adaya altı F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri gönderdi.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından 18 Mart'ta yapılan açıklamada Türkiye'nin garantör ülke olarak sadece adanın kuzeyinin değil tamamının güvenliğini sağlamak için "ilave tedbirler" aldığı vurgulandı.

Kaynak, EPA
Fransa bölgeye hava savunma sistemleri, bir fırkateyn ve Charles de Gaulle uçak gemisini gönderdi.
İspanya en gelişmiş muhrip gemisi olan Cristobal Colon'u Doğu Akdeniz'e sevk etti.
Hollanda da bölgeye bir fırkateyn göndereceğini duyurdu.
İtalya ise Federico Martinengo adlı fırkateyn ile Kıbrıs'ın savunmasına katkıda bulunacağını ilan etti.

Kaynak, Christophe Simon/AFP/Getty Images
Adadaki Türk yönetiminin lideri Tufan Erhürman 15 Mart'ta yaptığı açıklamada Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa ülkeleri ile askeri işbirliğinin adayı ve adada yaşayanların güvenliğini riske attığını söyledi.
Erhürman, "Bu risk adanın iki eşit kurucu ortağından biri olan Kıbrıs Türk halkının iradesi olmaksızın ortaya çıkmış olmasına karşın, bizi de kapsama alanına almaktadır" dedi.
Peki bu karmaşık askeri durum, yıllardır siyasi çıkmaz içinde olan Kıbrıs'taki gidişat hakkında bize ne söylüyor?
'Yanlış hesaplama ve kaza riski artıyor'
Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Altuğ Günal, askeri sevkiyatlara gerekçe olarak İran tehdidinin gösterilmesine karşın bunun "daha derin bir stratejik dönüşümün işareti olarak da okunabileceğini" düşünüyor.
Günal, bölgedeki asker sayısının artmasının "yanlış hesaplama veya kaza sonucu sıcak temas riskini ciddi biçimde yükselttiğini" düşünüyor.
Lefkoşa merkezli PRIO Cyprus Centre adlı düşünce kuruluşunun direktörü Harry Tzimitras da Türkiye'nin Yunanistan'ın ardından benzer bir gücü Kıbrıs'a konuşlandırmasının "kesinlikle beklenilen" bir adım olduğunu söylüyor.
Tzimitras, "Türkiye sembolik bile olsa birilerinin Kıbrıslı Türklere de teminat verdiğinden emin olmak istedi" diyor.
Kıbrıs'ın mevcut savaşın parçası olmadığını ve savaşa müdahil olma niyeti bulunmadığını vurgulayan uzman, ada ve çevresindeki askeri varlığın artmasını şu sözlerle değerlendiriyor:
"Askerileşme operasyonel olarak anlaşılabilir olsa da hiçbir zaman iyi bir fikir değil. Bunun bir içtihat haline gelmesinden endişeliyim. Askeri güç bir geldi mi onları çıkarmak oldukça zorlaşıyor."
Bu makalede Google YouTube içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
YouTube paylaşımının sonu
Doğu Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sözen, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin mevcut durumu bir "fırsat" olarak görerek Avrupalı müttefiklerini bölgeye davet ettiğini söylüyor ve ekliyor:
"Ankara da Kıbrıs'taki Türk-Yunan dengesinin Türk tarafının aleyhine bozulmaması babında bunu dengelemeye çalışıyor."
London School of Economics'teUluslararası İlişkiler ve Avrupa Politikaları bölümünden Doç. Dr. Spyros Economides ise Kıbrıs'ın garantör güçleri olan Türkiye, İngiltere ve Yunanistan'ın adaya askeri güç konuşlandırmasında sorun olmadığını düşünüyor.
Bununla birlikte "[Askeri sevkiyatları] abartma konusunda dikkatli olmalıyız" uyarısında da bulunan Economides, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"[Gönderilen unsurlar] Kıbrıs'ın hava sahasını Lübnan, Irak, İran ya da başka yerden gelecek saldırılara karşı korumak için oradalar. Orada olmalarının başka bir sebebi yok ve bence bu oldukça açık."
Economides ayrıca Kıbrıs'ı koruma amaçlı askeri sevkiyatların Doğu Akdeniz'de tehdit ve krize yol açabileceği yönündeki değerlendirmelerin "felaket telallığı" olduğunu savunuyor.
Askeri sevkiyat bölgesel rekabeti kızıştırır mı?
Ahmet Sözen ise Kıbrıs'ı da etkileyen Ortadoğu'daki savaşın küresel düzeyde tek kutuplu bir sistemden çok kutuplu bir sisteme geçiş döneminin parçası olduğunu savunuyor ve şu yorumu yapıyor:
"ABD, İsrail, Türkiye ve Yunanistan gibi bu geçiş dönemini bir fırsat olarak bilen bazı güçler, bazı adımlar atarak yeni sistemde kendi egemenlik ve etki alanlarını genişletmeye çalışıyor."
Altuğ Günal, yaşanan gelişmeleri "Yunanistan ve Kıbrıs'ın Batılı aktörlerle daha yakın bir güvenlik eşgüdümü geliştirme ve Türkiye'yi dengeleme ve belki de çevreleme arayışı" olarak değerlendiriyor.
Günal, tarafların "ani sürprizlerden" kaçınmaları ve özellikle Türkiye ile Yunanistan'ın diyaloğu sürdürmesinin itidalli bir yaklaşıma işaret ettiğini söylüyor.
Spyros Economides ise mevcut askeri hareketliliğin Kıbrıs meselesi ile bağlantısı olmadığını savunuyor:
"Adadaki tarihi durumla, adanın bölünmesiyle, bu bölünmeye dair çözüm bulunamamış olmasıyla vs. hiçbir alakası yok. Hatta yakın zamana kadar görüşme ve müzakerelerin sürme ihtimali masadaydı."
Harry Tzimitras da sıcak çatışma dönemlerinde Kıbrıs meselesi gibi uzun vadeli sorunların geri plana itildiğini hatırlatıyor.
Tzimitras, Kıbrıs'a yönelik herhangi bir tehdidin "ada halklarının ortak sorunlar ve bu coğrafyanın maruz kalabileceği potansiyel saldırı, kaza ve ekonomik zorluklar" üzerine düşünmesini sağlayabileceğini söylüyor.











