AİHM, Osman Kavala için toplandı: Duruşmada neler yaşandı, karar ne zaman açıklanacak?

Kıvırcık saçlı ve sakallı mavi gözlü bir adam. Takım elbiseli, kulağında kulaklık var. Arkasındaki mavi fonda Avrupa Parlamentosu yazıyor.

Kaynak, Dursun Aydemir/Anadolu Agency/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Osman Kavala 2014 yılında Avrupa Parlamentosu'nda bir etkinliğe katılmıştı.
    • Yazan, Güven Özalp
    • Unvan, Brüksel
  • Okuma süresi 4 dk

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bir kez daha Osman Kavala için toplandı.

AİHM'nin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçlı Büyük Daire'de, Kavala'nın ikinci başvurusunu ele almak üzere duruşma yapıldı.

Türk yargıç Saadet Yüksel'in de 17 yargıçlık heyette yer aldığı duruşmaya AİHM Başkanı Mattias Guyomar başkanlık etti.

Duruşmada Türkiye'yi Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın liderliğindeki bir heyet temsil etti.

Osman Kavala ise Prof. Dr. Philip Leach ve Prof. Dr. Başak Çalı liderliğindeki bir heyet tarafından temsil edildi.

Davalı taraf, Kavala'nın tutuklanmasının ana gerekçesi olan Gezi parkı eylemleri konusunda Türk hükümetinin 2013'ten bu yana işlediği tezleri yineledi.

Kavala'nın tutukluluk halinin somut delillere dayalı olduğu vurgusu sıkça yinelenirken hükümet temsilcileri, AİHM'den, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Türkiye tarafından ihlal edilmediği yönünde karar verilmesini istedi.

Kavala'nın insan hakları savunucusu ve bir sivil toplum aktivisti olduğunu hatırlataan avukatları ise müvekillerinin, "onu susturmak amacıyla araçsallaştırılan ceza adalet sisteminin bariz suistimali sonucunda sekiz yılı aşkın süredir cezaevinde haksız ve keyfi bir şekilde tutuklu bulunduğu" tezini işlediler.

Avukatlar, AİHM'nin daha önceki kararlarına da atıfta bulunarak Kavala'nın derhal serbest kalması gerektiğini savundular.

Davaya üçüncü taraf olarak müdahil olan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, mevcut davanın, AİHM'nin Osman Kavala hakkında daha önce aldığı kararların uygulanmamasının sonucu olduğunu söyledi.

Karar için net bir takvim var mı?

Strasbourg'da iki buçuk saatten fazla süren duruşma sonrasında Büyük Daire hemen karar açıklamadı.

Duruşmanın sona ermesiyle karar süreci de başlamış oldu.

Büyük Daire'nin kararlarını kesin bir takvime bağlı olarak açıklama zorunluluğu yok.

Karar verme süreci genelde 1-3 yıl arasında sonuçlanabiliyor. Bu süre daha da uzayabiliyor.

Kavala'nın ikinci başvurusu AİHM'nin öncelikli olarak değerlendirmeye aldığı dosyalar arasında yer aldığından Büyük Daire'nin kararını açıklamasının çok uzun zaman alması beklenmiyor.

Nihai nitelikte olacak kararın önümüzdeki aylarda açıklanabileceği belirtiliyor.

Ne olmuştu?

Sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan iş insanı Osman Kavala, 18 Ekim 2017'de gözaltına alınmış, 1 Kasım 2017'de de tutuklanmıştı.

Tutuklamanın odağında 2013'teki Gezi Parkı eylemleri yer alıyordu.

Kavala 2020 yılında bu davadan beraat etti ve hakkında tahliye kararı çıktı.

Aynı gün "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla devam eden dava kapsamında tekrar gözaltına alındı ve tutuklandı.

Bu dava kapsamında Kavala hakkında, Yargıtay tarafından da onanan, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçlamasıyla verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunuyor.

Kavala ise suçlamaları reddediyor ve "masumiyet karinesinin çiğnendiği, temelsiz iddiaların, yalan beyanların kullanıldığı bir yargılama süreci yaşadığını" söylüyor.

İlk karar 2019'da açıklandı

Kavala'ya ilişkin yargı süreci başından bu yana AİHM'nin gündeminde önemli yer tutuyor.

AİHM, Kavala'ya ilişkin ilk kararını 10 Aralık 2019'da açıkladı.

Bu karar, tutuklama ve yargılama öncesi gözaltı süresine ilişkindi.

Mahkeme, kararında Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen beşinci maddesini ve haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlanmasına ilişkin 18. maddesini ihlal ettiğine karar verdi.

AİHM'nin kararında, "yargı makamlarının tutuklama kararı verirken ileri sürülen şüpheyi somut deliller ile gerekçelendirmediğine ve mevcut kanunları Osman Kavala'yı susturmak ve diğer insan hakları savunucularını caydırmak amacıyla kullandıklarına" hükmedilmişti.

Aynı kararda, kararların bağlayıcılığı ve infazına ilişkin 46. madde bağlamında, Türkiye'nin Kavala'nın tutukluluğuna son vermek ve derhal serbest bırakılmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alması gerektiğine de hükmedildi.

Yerde üzerinde yıldızlar olan bir halı. Arkada kürsü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yazısı

Kaynak, Andia/Universal Images Group /Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, AİHM'e 2025 yılında te toplam 53 bin 464 şikayette bulunuldu.

Mahkeme, Kavala tarafından açılan ilk davada, ilgili mevzuatın makul olmayan şekilde yorumlanması ve uygulanması nedeniyle Kavala'nın hukuka aykırı ve keyfi olarak özgürlüğünden mahrum bırakıldığına kanaat getirerek derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Türkiye'nin, AİHM kararının gereklerini yerine getirmemesi üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, bu durumun tespiti için konuyu mahkemeye sevk etti.

AİHM, 11 Temmuz 2022'de aldığı kararda, "Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkeme'nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler" ifadelerinin yer aldığı AİHS'nin 46. maddesinin birinci fıkrasının ihlal edildiğine hükmetti.

Kavala'nın ikinci başvurusu

Kavala, 18 Ocak 2024'te yaptığı ikinci başvuruda, 10 Aralık 2019 tarihli kararın ardından kendisine karşı alınan tüm tedbirleri AİHM önüne taşıdı.

Bu çerçevede AİHS'nin yedi maddesinin Türkiye tarafından ihlal edildiği tezi işleniyor.

Başvuruya konu olan ve ihlal edildiği savunulan AİHS maddeleri şunlar:

  • 3. madde: İnsanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı.
  • 5. madde: Özgürlük ve güvenlik hakkı.
  • 6. madde: Adil yargılanma hakkı.
  • 7. madde: Kanunsuz ceza olmaz ilkesi.
  • 10. madde: İfade özgürlüğü.
  • 11. madde: Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü.
  • 18. madde: Haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlanması.

Normalde, "Kavala 2" olarak da adlandırılan bu başvurunun yedi yargıçtan oluşan bir AİHM dairesi tarafından değerlendirilip karara bağlanması öngörülüyordu.

Süreç bu şekilde başlamış olsa da ilgili daire, 16 Aralık 2025'te, yetkisinden Büyük Daire lehine feragat etti.

AİHM kararlarına uymak zorunlu

AİHS'nin 46. maddesi gereği, sözleşmeye taraf olan devletler açısından AİHM kararları bağlayıcı nitelikte.

Türkiye, AİHS'yi 1950'de imzaladı, 1954'te onayladı.

Bireysel başvuru hakkını 1987'de tanıyan Türkiye, AİHM'nin zorunlu yargı yetkisini 1989'dan bu yana tanıyor.

AİHM kararlarının uygulanması bireysel ya da genel önlemlerle yapılıyor.

Bireysel önlemler, başvuranın hakkının ihlaline yol açan sebepleri ortadan kaldırmayı, genel önlemler ise başvuruya konu ihlali herkes için ortadan kaldırmayı ve böylece ihlalin devamını önlemeyi sağlayacak tedbirlerden oluşuyor.

AİHM kararlarının uygulanmasının takibi Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yapılıyor.

Türkiye'nin AİHM tarafından açıklanan kararlara uyum düzeyi genelde oldukça yüksek.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş örneklerinde olduğu gibi kritik davalarda bu uyum oranının daha düşük seyretmesi dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2021 yılında "Avrupa Birliği'nin Kavala'yla, Demirtaş'la, şununla, bununla ilgili aldığı kararları tanımıyoruz. Olay bu kadar basit. 'Yok' farz ediyoruz. Bizim indimizde bunlar yok hükmündedir" demişti.