İran çevresinde mahsur kalan denizciler anlatıyor: 'Gemide saklanacak yer yok'

Gemiden dumanlar yükseliyor

Kaynak, Tayland Kraliyet Donanması

Fotoğraf altı yazısı, 11 Mart'ta Umman'ın 11 deniz mili kuzeyinde vurulan Taylandlı kargo gemisi alev aldı.
    • Yazan, Mohammad Zubair Khan
    • Unvan, BBC News Urduca
    • Yazan, Aye Thu San
    • Unvan, BBC News Birmanca
    • Yazan, Hyojung Kim
    • Unvan, BBC News Korece
    • Yazan, Andrew Webb & Grace Tsoi
    • Unvan, BBC World Service
  • Okuma süresi 5 dk

İran, ABD ve İsrail'in saldırılarına yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı geçmeye çalışan tüm gemilere ateş açmakla tehdit ettikten sonra, insansız hava araçları, seyir füzeleri ve savaş uçakları Körfez'de petrol tankerleri ve yük gemilerinde mahsur kalan birçok denizci için sıradan bir manzara haline geldi.

Son günlerde Körfez bölgesinde gemilere yönelik saldırıların sayısı giderek artıyor.

Hürmüz Boğazı, hem enerji tedariki hem de diğer malları taşıyan gemiler için önemli bir geçiş noktası.

Savaşın başlamasıyla boğazda mahsur kalan gemilerin mürettebatları da karadaki savaşı izlemek zorunda kaldı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan ve bölgeden ayrılamayan bir petrol tankerinde görevli Pakistanlı denizci Amir, "İran'a ait insansız hava araçları ve seyir füzelerinin alçak irtifada uçtuğunu gördüm" diyor.

Onu en çok korkutan şey, havada imha edilen bir insansız hava aracı veya füzenin gemisine düşmesi fikri.

Burmalı bir denizci olan Hein, her gün çatışmalara tanık oluyor.

"Bu sabah, biz hala çalışırken iki savaş uçağı birbirlerine ateş açtı" diyor.

"Gemide bunun için özel bir saklanma yeri yok ve biz yalnızca içeri koşmak zorunda kaldık."

Güvenliklerini korumak için isimleri Amir ve Hein olarak değiştirdik, denizdeki diğer denizciler ve ailelerinin isimlerini de aynı şekilde değiştirdik.

Kıyı şeridi boyunca gri bulutlar yükseliyor.

Kaynak, Denizci tarafından BBC News'e verildi

Fotoğraf altı yazısı, Bir denizci tarafından gönderilen bu fotoğraf İran'da bir petrol rafinerisinde çıkmış gibi görünen bir yangını gösteriyor.

Denizde güvenlik

Ortadoğu'da gemilerde mahsur kalan denizcilerin sayısını kesin olarak belirlemek zor olsa da Bangladeş Ticaret Denizcileri Derneği Başkanı Kaptan Anam Chowdhury, bu sayının yaklaşık 20.000 olduğunu tahmin ediyor.

Bazılarının denizde, bazılarının limanda mahsur kalmış durumda olduğunu ancak hangisinin daha tehlikeli bir durum olduğunu değerlendirmenin zor olduğunu söylüyor.

"Liman içinde insanlar güvenli olduğunu düşünebilir, ancak demirlemişken bombalanan gemiler de olmuştu" diye açıklıyor.

Denizin ufuk çizgisinin üzerinden uzakta siyah bir duman yükseliyor.

Kaynak, Denizci tarafından BBC News'e verildi

Fotoğraf altı yazısı, Bir denizci tarafından sağlanan bu görüntü, İran'ın güneyinde yükseliyor gibi görünen dumanı gösteriyor.

Dernek şu ana kadar savaşta mermi isabetiyle hasar gördüğünü söylediği en az yedi gemi saptadı.

Chowdhury, 1 Mart'ta, Palau Cumhuriyeti'ne kayıtlı tanker Skylark gemisinde bir denizcinin öldürüldüğünü söyledi.

Saldırıda makine dairesi alev almış, mürettebat tahliye edilmişti.

Kaptan Chowdhury, hayatta kalan denizcilerin, saldırıdan dolayı "travma geçirdiklerini" söyledi.

Diğer denizciler de aynı fikirde.

Kaptan M Mansoor Saeed petrol tankerlerinin başında ve BBC'ye, saldırıdan kaçınmak söz konusu olduğunda limanda olmakla denizde olmak arasında pek bir fark olmadığını düşündüğünü söylüyor:

"Eğer benim gemimi hedef almak istiyorlarsa, alacaklardır."

Ancak, genel olarak büyük gemilerin kıyıdan uzaklaştıkça daha güvenli hale gelebildiğini sözlerine ekliyor:

"Ağır hava koşullarında, her zaman açık denize doğru yol alırız çünkü orada su ve derinlik daha fazla ve serbestçe manevra yapabiliriz. Limanlarda ve dar sularda, hava koşulları geminin karaya oturmasına veya rıhtım duvarlarına çarpmasına neden olarak gemiye zarar verebilir."

Video altyazısı, Hızlandırılmış video, 12 Mart 2025'te (solda) Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz trafiğinin 12 Mart 2026'ya (sağda) kıyasla çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Denizde bilgi edinmede yaşanan zorluklar

Bu belirsizlik denizcilerin ailelerini de etkiledi.

İran'daki yetkililer İran'daki çoğu insanın internet ve telefon ağlarını engelledi. Bu sebeple denizcilerin aile üyeleri haber almak konusunda zorluk çekiyorlar.

Erişim bazen geri gelse de, çok öngörülemez oluyor ve genellikle kısa süreli oluyor.

Ali Abbas'ın oğlu, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki bir İran limanında bir gemide bulunuyor.

Oğluna en son birkaç gün önce, bir füze saldırısından bahsederken konuşmuştu.

Oğlu kaçmayı başardı, ancak Hintli bir denizci yaralandı.

"Bunu karımdan ve gelinimden sakladım" diyor gözyaşları içinde.

Salı gecesi limana bir başka şiddetli saldırı düzenlendi ve Ali oğluyla konuşamadı.

"Allahaşkına, lütfen bana yardım edin" diyor, duygularına yenik düşerek.

Ali, oğlunun hala hayatta ve sağlıklı olduğunu umuyor ve iletişim sistemindeki arıza nedeniyle iletişim kurulamadığını düşünüyor.

Seo-jun Güney Kore ve Myanmar'dan 20'den fazla mürettebatı olan bir teknenin kaptanı.

Uydu navigasyonunun bozulduğunu ve bu durumun ek riskler yarattığını söylüyor.

"Savaş başladığından beri GPS sinyallerinde aralıklı olarak parazitlenme yaşanıyordu, ancak son üç dört gün içinde durum çok daha kötüleşti" diyor.

Tekneleri Dubai'ye girdiğinde, denizciler GPS olmadan seyir yapmak zorunda kalmışlar.

"Korece'de bunu 'kör bir kişinin kapı kolunu araması gibi' diye tanımlayan bir deyim vardır" diyor.

9 Mart 2026'da iki tanker demirlemiş halde duruyor. Ön planda, beyaz cübbeli iki adam, sandalyelere oturmuş gemileri izliyor. Fotoğraf: Benoit Tessier

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, 9 Mart'ta Umman'da demirlemiş tankerler (Arşiv fotoğrafı)

Stoklar azalıyor

Güvenliklerinden endişe etmenin yanı sıra, birçok denizci su ve yiyeceklerin yakında biteceğinden korkuyor.

Seo-jun'un gemisinde 15 gün yetecek kadar taze yiyecek var ancak içme suyu sorunu endişe kaynağı haline gelmiş.

"Gemi, deniz suyunu tuzdan arındırarak tatlı su üretebiliyor ancak seyir halinde değilsek bu zorlaşır" diyor.

"Erzakları gemiye yükleyeli iki ay oldu" diyor Pakistanlı denizci Masood.

Hein, savaştan önce gemisinde açık büfe yemekler sunulduğunu ve mürettebatın istedikleri zaman yumurta gibi taze yiyecekler ve su alabildiğini söylüyor.

Ancak şu anda Hein'ın gemisinde kota sistemi uygulanıyor ve her gün sadece dört küçük parça et ve bir kase kızarmış sebze içeren tek bir öğün yemek alıyorlar.

Materyalleri sadece bir ay yetecek.

Başka bir Pakistanlı denizci Zeeshan, "Buradaki hayatımız çok aşağılayıcı ve çok az yakıtımız ve yiyeceğimiz var" diyor.

Hürmüz Boğazı'nı gösterir harita

"Böyle bir durumda kimse sakin ve mutlu olamaz" diyor Amir.

"Günlük rutin işlerle meşgul oluyoruz. Tatbikatlar, güvenlik ve emniyet eğitimi."

Gemide kıdemli mühendis olarak çalışan Hein de aynı fikirde.

"20 kişilik Myanmarlı mürettebatın sorumluluğu bende. Bu yüzden kendimi çaresizliğe kaptırmıyorum."

Durum daha da kötüye giderse, acil durum çıkış planı da hazırladı.

"Ekibime nasıl koşacaklarını, nereden atlayacaklarını ve bir şey olursa ne taşıyacaklarını söyledim."

Fotoğrafın sağ tarafından kıyı şeridi boyunca uzanan binaların üzerinden duman bulutları yükseliyor.

Kaynak, Sailor provided to BBC News

Fotoğraf altı yazısı, Bir denizci tarafından gönderilen başka bir fotoğrafta ise Mart ayının başlarında İran'daki bir petrol rafinerisinin yandığı görülüyor.

Sigortanın sınırı

Denizciler gemileri güvenli bir limana demirledikten sonra karaya ulaşsalar bile, evlerine dönmeleri veya bölgeden ayrılmaları kolay olmayabilir.

Hamza, gemide mahsur kalan oğlunun "ayrılmasına izin verilmeyen" denizciler arasında olduğunu söylüyor, çünkü şirketleri pasaportlarını elinde tutuyor.

Aynı zamanda, gemiyi terk ederek sözleşmelerini yerine getirmeyen korkmuş denizciler, nakliye şirketleri tarafından kara listeye alınabilecekleri için gelecekte iş bulmakta zorluk çekebilirler.

Durum umutsuz ve Amir, sadece en iyisini umut edip tüm denizcilerin güvenliği için dua edebileceğini söylüyor.

Ayrıca, nakliye şirketlerine mürettebatlarını Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye zorlamamaları konusunda uyarıda bulunuyor.

Bu korkular varsayımsal olsa da, finansal baskıların güvenliği gölgede bırakabileceğinden endişe duyuyor.

Amir, herhangi bir gemi bir insansız hava aracı veya füze tarafından vurulursa, insan hayatının bedelini denizciler öderken, kargo ve gemilerin sigorta ile karşılanabileceğini söylüyor:

"İnsan hayatı hiçbir sigorta ile telafi edilemez" diyor.

Savaşın denizcilik sektörünü önemli ölçüde değiştireceğine inanan Amir şöyle diyor:

"Bu savaşın tarzı ve amacı, son birkaç yılda gördüklerimizden çok farklı. Bu savaş, Basra Körfezi'ndeki ticareti uzun vadede etkileyecek."

Kaptan Chowdhury, denizcilerin kendilerinin sorumlu olmadığı olayların içine sürüklendiklerine inanıyor.

"İnsanlar gemileri mağdur etmemelidir. Gemiyi mağdur ettiğinizde, masum insanlar olan denizcileri de mağdur edersiniz" diyor.